Site Loader

Dijitalleşme artık geleceğe değil bugüne ait bir olgu, gerçekleşmiş bir devrim. İçinde yaşamakta olduğumuz bu gelecekte; sadece endüstri ve üretim teknolojileri değil, hizmetler de dahil olmak üzere tüm sektörler ve meslekler büyük bir değişime sahne oluyor. İş yapma biçimlerindeki bu değişim, hayat tarzlarımızı da yeniden şekillendirmeye başlıyor. 

Eğitim bu değişimin çok önemli bir parçası, hatta sebebi. Deloitte ve Amerikan Rekabetçilik Konseyi tarafından gerçekleştirilen üç yıllık Küresel İmalat Sanayisi Rekabetçilik Endeksi’nde yer alan 2010, 2013 ve 2016 verileri, rekabet gücü artışı için en önemli unsurun beceriler olduğunu ortaya koyuyor.  Çocukların, gençlerin ve profesyonellerin; teknoloji, yaratıcılık ve inovasyona dayanan beceriler geliştirmelerinde yardımcı olmayı başaran ABD, Almanya, Japonya hatta Çin gibi ülkeler Endüstri 4.0 devriminde başı çekiyor.  (Türkiye ise maalesef ki söz konusu endekste istediğimiz yerde değil. 40 ülke içinde Türkiye 100 üzerinden 56 puan ile 16 sırada yer alıyor.) 

Yaratıcılık ve inovasyona dayanan beceriler kazanmanın yolu, kuşkusuz ki öncelikle eğitim. Teknolojinin yeni meslekler doğurduğu, mevcut meslekleri şekillendirdiği bir dönemde özellikle teknoloji eğitimi… 

Dijitalleşme Yeni Bir Zihniyet, Düşünce Tarzı ve Kültür ile Birlikte Gelecek

Alvin Toffler’in Gelecek Şoku adlı eserinde “teknoloji dalgaları” olarak tanımladığı tarihsel çağlar ve 4. kez yaşamakta olduğumuz Endüstri devrimleri ortak bir noktayı vurguluyor: Teknolojik devrimleri, yenilikçi ve cesur bir zihniyete sahip birey ve toplumlar gerçekleştiriyor. Sonra da bu teknolojiler yoluyla tüm toplumun zihniyeti, düşünce tarzı ve kültürü değiştiriyor. 

Richard Florida’nın Yaratıcı Sınıfın Yükselişi adlı kitabında da vurguladığı şekilde, söz konusu dönüşüm “teknoloji, beceri ve toleransın” İngilizce karşılıklarının baş harflerinden oluşan 3T kuralı ile gerçekleşiyor. Eğitim, teknolojiye dayalı beceriler kazandırırken, bir taraftan da tolerans, yaratıcılık, bütüncül bakış açısı gibi zihniyet değişikliklerini sağlaması gerekiyor.

Teknoloji Eğitimi Aileden İş Başından Eğitime, Bütün Bir Ömre Yayılmalı

Günümüzde çocuklar doğduktan kısa bir süre sonra teknoloji ile tanışıyorlar. Her ne kadar okul öncesinde çocukların teknoloji ile nasıl ve ne sıklıkta etkileşime girecekleri tartışmalı olsa da çocukların kontrollü bir tarzda teknoloji ile tanışmaları için birçok imkân var. Bu dönemde çocuğun dijital cihazlar ile etkileşimini yasaklamak ilkokul çağına gelindiğinde diğer arkadaşlarının sahip oldukları teknoloji, bilişim ve iletişim okuryazarlığından uzak kalmasına sebep olabilir. 

Teknoloji kullanımının bir tavır ve refleks haline geldiği günümüzde, ilkokul çağında belirli dijital alışkanlıkların çocuklara kazandırılması önem taşıyor. Okumak, yazı yazmak, şekiller çizmek gibi temel becerilere hayatımız boyunca nasıl ihtiyaç duyuyorsak, teknoloji ilgili becerilere de benzer bir şekilde ihtiyaç duyuyoruz ve giderek artan şekilde ihtiyaç duymaya devam edeceğiz. 

Diğer taraftan dijital çağ zihniyeti de tam bu zamanlarda yerleşmeye başlayacak. Yani sorular soran, aldığı cevapları ve kendisine önerilen çözümleri geliştirmeye çalışan, yaratıcı, cesur ve etik kurallara uyan bireyler bu dönemde yetişecek. Bununla birlikte bir insanın hayatında belki de en önemli rol ayrımı olan, mesleki seçimin yapıldığı ve becerilerin net bir şekilde farklılaştırılmaya başlandığı lise çağları teknoloji eğitiminin merkezinde yer alıyor. 

Teknoloji Eğitimi için Üniversite Çok Geç… Lise Kilit Öneme Sahip

Endüstri 4.0 çağında bireysel rekabet ortamına atılacak gençlerin; yeni bir zihniyete, yeni tavır ve alışkanlıklara sahip olması gerektiğini not etmiştik. Bu dönemde, geleceğin teknolojik yetkinliklerini kazanan gençler geleceğin liderleri arasında yer alacaklar. Ancak üniversite çağına kadar geleneksel eğitim almış ve yeni döneme ait alışkanlıkları edinmemiş gençler için üniversite çağı adapte olmaları için çok geç olabilir. 

Bu nedenle lise çağlarında gençlere hangi becerilerin ve niteliklerin kazandırılması gerektiği net bir şekilde ortaya konmalı. Şimdi Eğitim 4.0 olarak tanımlayabileceğimiz bir modelin unsurlarına ve kazandırması gereken temel yeterlilik ve niteliklere bir göz atalım. 

Lise döneminin bir diğer hassas noktası ise meslek seçimin bu dönemde yapılıyor olması. Endüstri 4.0 döneminde tüm meslekleri etkileyecek en önemli dinamik teknoloji olacak. Bu nedenle yüksek öğrenimde ister mühendislik, isterse de sosyal bilimlerde eğitim görülsün, lisede temel yenilikçi ve teknolojik becerileri edinen gençler ön plana çıkacaklar. 

Türkiye’deki üniversitelere giden öğrencilerin mezun olduktan sonra en çok tekrarladıkları eleştirilerin başında iş hayatı ile üniversiten arasındaki uçurum geliyor. Bu uçurumun başlıca sebebi, üniversite eğitiminde mesleğe ilişkin teknolojilerin yeterli seviyede öğretilemiyor oluşudur.  Örneğin İşletme eğitiminde üretim yönetimi anlatılırken ERP sistemlerine veya hukuk eğitiminde UYAP’a değinilen çok az üniversite var. Öğrencilerin lisede edinecekleri teknolojik ve yenilikçi bilgiye erişim yeteneği onlara ciddi bir avantaj sağlayacak. 

Diğer taraftan Türkiye gerçeklerini dikkate alarak lise eğitimin üniversite yolu için en önemli durak olduğunu dikkate almak ve üniversite sınavlarında başarıyı ön plana çıkarmaları büyük önem taşıyor.  

Zeynep DERELİ

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir