Site Loader

Yapay Zeka Ve Eğitim Devrimi

Yapay Zeka (AI) kavramı günümüzde çok sıklıkla karşımıza çıkıyor. Çoğunlukla 4. En- düstri devrimi kapsamnda taşımacılık, ilaç ve fabrika üretim hatları gibi şeylere uygulanma- sında bahsediliyor. Aslında terimi doğru tanım- layabilen de çok az. Kısaca açıklarsak, Yapay Zeka, makinelerin insanlar için etkili bir şekil de düşünme yeteneğidir. Yapay Zeka ile maki- neler bizi bireysel olarak anlayacak ve sürekli değişen uyaranlara ve verdiğimiz sinyallere bağlı olarak bilgi akışını uyarlayacaklar.

İki boyutlu bir hologram veya robotik form alan AI, – insanlık tarihinde ilk defa – bizi birey- sel ve kolektif olarak çok yüksek bir seviyede algılayabilecek makineler inşa etmemize izin veren devrimci bir konsepttir.

Veya, daha teknik terimlerle ifade etmek gerekirse, AI, hedeflerine ulaşmak için ortamı- nı algılayan ve buna adapte olan, insan tarafın- dan yaratılmış bir makine tarafından dijital olarak kontrol edilen bir süreçtir. Dahası, AI teknolojileri, eğer insanlar bunları gerçekleşti- rirse “istihbarat” gerektiren hesaplama sis temlerinde yetenekleri çoğaltmayı veya aşmayı hedefler.

Bu makineler, kuşkusuz hayatımızı son derece kolaylaştıracaklar.                Arabalarımızı sürmek veya takvimlerimizi organize etmek gibi mekanik işlere vakit ayırmamız gerekme- yecek. Ancak zaman içinde sadece mekanik işleri değil, çocuklarımızı büyütmek ve yaşlıla- rımıza bakmak gibi daha duygusal işlerle de il gilenmeye başlayacaklar. AI konuları tartışılırken ne yazık ki belki de en büyük değişimin yaşanacağı eğitim göz ardı ediliyor.

Şu anda insana robot gibi olmayı öğreten bir eğitim sistemimiz var. Ancak teknolojik gelişmelerin ışığında insanları tam insan olmaya teşvik eden bir eğitim sistemine ihtiyacımız var.

Aslında, makineler bizi daha bilinçli olmaya, daha eleştirel düşünmeye ve kendimizi çok daha net ve sofistike bir şekilde ifade etmemize itecek.

Eğitimde AI ile insan olmanın anlamı olan her şeyin yeşermesini göreceğiz.

IQ bir zamanlar insanların etkili düşünme ve bilgi edinme yeteneklerini ölçmenin en etkili yolu olarak kabul ediliyordu. Ancak bu hızla değişiyor. Makinelerin IQ’su olacağına göre, daha önce önemsiz sayılan diğer insani yetkinlikler çok önem kazanıyor. Bunlar merak zekası, duygusal zekâ, sanatsal zeka, kişisel zeka, dijital zeka, ahlaki zeka, manevi zeka ve kolektif zeka olarak tanımlanabilir.

Eğitimin teknolojinin ortaya çıkışıyla nasıl hızla değiştiğini anlamak için, kısaca geçmişe ve kitle öğrenmenin evrimine bakalım.

İlk eğitim devrimi Homo Sapienler’in 200.000 yıl önce ortaya çıkmasıyla başlıyor. Bu, insansı ellerimizin ateşler etrafında toplanıp nasıl kıyafet ve alet yapılacağını öğrenerek, bu bilgiyi bir sonraki nesile öğreterek başladı. İkinci eğitim devrimi, MÖ 2.000 yıllarında Eski Mısır ve Mezopotamya’da yazının keşfi ile okullarda kurumsallaşmış öğrenimi başlattı.

Üçüncü devrim, Orta Çağ Avrupa’daki matbaanın yaygınlaşması ile kitlesel eğitimi başlattı ve dördüncü devrim bugünkü çağda halen yaşamakta olduğumuz AI, robotik ile geliyor.

Ben bu son devrimin bir çok nedenden dolayı oldukça radikal olduğuna inanıyorum. Öncelikle teknoloji ile donatılmış ‘’fabrika okul modeli’’ nde yüzlerce yıldır eğitim de var olan sınıf engelleri ortadan kalkacak.

En büyük değişiklik ise gelişmekte olan ülkelerde yaşanacak. Çünkü mevcut global eğitim sisteminde öğrencinin başarısını öğretmen kadar etkileyen başka bir unsur yoktur. En iyi öğretmenler en zengin ülkelerde ve bu ülkelerdeki en zengin şehirlerde yoğunlaştığı için eğitimde ciddi bir adaletsizlik yaşanmaktadır.

Halbuki AI ile pek yakında her öğrenciye her konuda kendi ekranlarının önünde ders vermeleri için özel öğretmen robotlar olacak. Öyleyse, şu anda öğrenciler 20 veya 40 kişilik bir sınıflarda eğitilirken, hiç öğretmen olmadan kişiselleştirilmiş sanal öğretmenler desteği ile yetiştirilecek. Ve gelişmekte olan ülkelerde de her konuda en iyi öğretmen eğitim verecek. Birinci ve üçüncü dünya arasında halen mevcut olan ekonomik ve sosyal bölünmeler için bunun ne gibi etkileri olacaktır?

Bunun çok büyük sonuçları olacağını düşünüyorum. Özellikle Türkiyemiz gibi kalabalık genç nüfusa sahip gelişmekte olan ülkelerde eğitimdeki bu fırsat doğru kullanılırsa çok iyi eğitimli nesiller yetişecektir.

Dolayısıyla, ülkemiz 21. Yy’a liderlik edecek nitelikli insan gücüne sahip olacaktır. Gençlerimizi bu yöntemlerle eğitirken toplumun geri kalanına da güncel yetkinlikler kazandırmalıyız. Böylece toplumsal eşitliği sağlayabiliriz.

AI ile bugüne kadar çok önemsediğimiz insani becerilerimizi arttıracak ve bireysel yetkinliklerin ortaya çıkmasına, geliştirilmesine imkan sağlayan yeni bir eğitim modeline sahip olacağız.

Peki AI ile yeni öğretim yöntemleri neler olacak?

Ses tanımanın burada çok önemli bir rol oynayacağına inanıyorum. Makine öğretmenin gözü, kamerası, öğrenciye bakacak ve mikrofonu öğrencinin sesini dinleyecek.

Öğrencinin nerede zorlandığını anlayacak ve materyali tıpkı öğretmenlerin şimdi yaptığı gibi öğrencinin anlayabileceği şekilde uyarla- yacak.

AI ile ilgili en yaygın yanılgılardan biri ise mutlaka robotları olması gerektiğidir. Halbuki Robotik ve AI kesinlikle farklı ve ilgili disiplin- ler. Robotik fiziksel hareket ve insan etkileşimi ile ilgilenirken, AI düşünce ve insan etkisi ile il- gileniyor.

Malzemelerle veya fabrika üretim hattında çalışırken robotlar kuşkusuz çok önemli. Ancak teknoloji transferi AI’dan insana oldu- ğunda, öğrenciye öğretebilecek üç boyutlu bir hareketli kutuya sahip olmanıza gerek yok. Sadece bir ekranda, bir kulaklıkta veya bir ho- logramda olabilir. Sınıfta veya üniversitede ro botlara sahip olmanıza gerek olmayacak. Önemli olan eğitim yazılımları ve bunların uy- gulanma şekilleri olacak.

Robotlar okulların ve üniversitelerin kori- dorlarında bir yukarı bir aşağı gezmeyecek olsa da, eğitim kurumlarının görünümleri ne- redeyse tamamen mevcut biçimlerinden dö- nüştürülecek.

Geleceğin okulları ve üniversiteleri daha çok açık plan ofisleri gibi olacak. En heyecan verici tarafı ise, birçok öğrenci için çok daha hoş bir deneyim olacak, çünkü kişiselleştirile- cek. Eğitim yaşam boyu bilgi gelişimi ve yete- nekleri teşvik etmekle ilgili olacak ve 18 yaşına geldiğinde herkesi sonlandırılmış bir ürün haline getirme kaygısı ortadan kalkacak.

Öğrenciler ayrıca daha geniş bir konu yel- pazesini öğrenecek ve zenginleştirme, grup ça- lışması, problem çözme ve işbirlikçi aktiviteler için gün içinde çok daha fazla zaman olacak.